Kadına şiddet almış başını giderken, kadın cinayetlerine ilişkin rakamları sadece rakam olarak kanıksayıp yaşamaya devam ederken türküler ve şarkılar sadece fonda dönüp durmaz bir anda içine işler ve hatırlatır bir sürü şeyi ve fark edersin kadını, kadının sazımızda sözümüzde nasıl güzel anlatıldığını... En güzel kadınlar karması yapmaya karar verirsin. İlk sırayı Fadime'ye veriyorum. Karadeniz'in kızı belgeseline de ne yakışmış... Türkülere sığmayan, paylaşılamayan, anlaşılamayan Fadimelere... Sırada ise Elif var. İnce ince dokunan yüreğe... Üçüncü sırada güzeller güzeli Zeynep... Dördüncü ise E Asiye... adına kurban, yakıp kavuran Asiye... En sonda da bir sitem var Suzan'a....
"Bütün çağların trajedisi bu, Ku-ya-ra; 'Kumda yatma rahatlığı'. A-da-ko: 'Ağaç dalı kompleksi'. Şimdi kumda yattığım için kuyara diyorum. Daha da genişletilebilir. Kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin kolaylığı. Ya Adako? Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öyle öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben 'ağaç dalı kompleksi' diyorum. Genç hastalığıdır. Çoğunlukla Kuyara dişidir. Adako erkek. Pek seyrek cins değiştirdikleri de olur. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanların ağaç dallarını budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adako'yu da budarlar. Onu gövdeden ayırmak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır. Balta işlemez ona." Diyor C. ya da Aylak Adam. Kimsenin içindeki Adako buda...
Bazı insanların yüzü buralı değildir. Görür görmez anlarsınız. Çekip gideceklerdir, hem de ilk fırsatta. Dolayısıyla onlara bakarken onları yaşanan anın boşluğuna çivilemek istercesine bütün gözlerinizle bakarsınız. İleride anımsamanızı kolaylaştıracağına inandığınız dipdiri bir dikkatle bakarsınız. Sonradan yaşadıklarınız ne olursa olsun, ilk bakışta gördükleriniz doğru çıkar. Çekip giderler de gene. Yazınızda yazılıdır bu. Bakışlarınızda da. ... Tüketilene kadar kullanılmış aşkları daha çok hatıralar ağrıtırken, yarım yamalak kalmış aşklar yaşlandıkça başka türlü bir sızıyla yeniden yüze vurur. Olmamışlık başka türlü dokunur insanın içine. Yarım kalmışlık zamanın yetim boyutudur belki... ... Aşkın hakkı her zaman beraberlik olmuyor. Onunla ilgili hayal kuramıyor artık insan, ama o aşk yerinde duruyor. Sahipsiz, ama kapladığı yere sadık. ... Kalp ezberi. İçimde duran. ... Hayat hep sizi sahip olduklarınızla cezalandırır. Kalbi fazla olanların canı daha çok yanar. ... En k...
Yorumlar